Güncel Kasyopya Celseleri (14 Ağustos 2016)

full android Türkçe hileli bedava free android tablet ve cep telefonu oyunları ve uygulamaları hakkında hile ve Güncel Kasyopya Celseleri (14 Ağustos 2016) 2014 yeni çıkmış android oyunları bu siteden indirin bedava free android apk download

Celse Tarihi 14 Ağustos 2016
Tabla başındakiler Laura, Andromeda ve Galatea
Pierre, Joe, Chu, Possibility of Being, Arky, Data, Scottie, Niall, Harika Köpek Noko
S: (L) Bugün 14 Ağustos 2016 Pazar. Her zamanki tayfa hazır. Buradayız ve merhaba diyoruz.
C: Kasyopya’dan Cemksmakanbnz, selamlar.
S: (L) Bu şimdiye kadar gördüğüm en tuhaf isimdi. Hatta öyle tuhaf bir isim ki beni sorgulamaya zorluyor. Bu ismin nedeni nedir?
C: Yüksek frekanslı tartışmanın çektiği üst yoğunluk enerji profili.
S: (L) Daha önce mutfakta yaptığımız tartışmanın bizi farklı bir seviyeye taşıdığını mı kastediyorsunuz?
C: Evet
S: (L) O tartışma neredeyse tamamen soyut bir bağlamda yer alıyor ve dolayısıyla da soyut ve telaffuz edilemez bir isim geldi sanırım? [kahkaha]
C: Evet
S: (L) Anlıyorum. Hazır konu açılmışken o soyut seviyeden bazı sorularla başlamamız iyi olur sanırım. Son araştırmalarımda konular birbirini takip ediyor ve giderek derinleşiyorum. Geçmişte Zerdüştlük konusunu ele almış olmama rağmen, son zamanlarda karar verdiğim kadar derinliklerine girmemiştim hiç. Sonuç olarak birkaç akademik kitap okudum konuyla ilgili. İki ekol var gibi görünüyor. Ekollerden birine göre Zerdüşt oldukça yakın tarihli bir fenomendi, muhtemelen MÖ 7. yüzyıl. Diğer ekol dilbilimi esas alıyor, ki buna filoloji diyorlar sanırım, ve Zerdüşt’ün dilinin MÖ ikinci binyıla ait olması gerektiğini iddia ediyorlar; MÖ 1600 ve 1200 arasında. Bu da Zerdüşt’ü örneğin Akhenaton’la aynı zaman çerçevesine koyar. Özet olarak, hikayeye göre Zerdüşt bir vizyonda Tek Tanrı’yı, Ahura Mazda’yı görmüş ve neredeyse saf monoteizm denebilecek bir dini tanıtmış ve aynı zamanda insanların iyi ile kötü arasında seçim yapma özgür iradesine sahip olduğu fikrinin de başlatıcısı gibi görünüyor aşağı yukarı. Aynı zamanda mesihçilik ve eskataloji fikirlerini ilk sunan kişiydi. Vahyedilme anlamında apokaliptik bir dindi bu ama zamanın sonuyla ilgili vahiyler de vardı ve elbette zaman bu dinde çok önemli bir konuydu. Sanırım sormak istediğim ilk soru şu: Akhenaton’un Zerdüştlükten etkilenmiş olma ihtimali var mı?
C: Sadece ihtimal değil, kesinlik.
S: (L) Peki öyleyse bu nasıl mümkün oldu?
C: Eski dünya oldukça “iyi bağlantılıydı”.
S: (L) Pekala… Beni burada bir ipucuna biraz daha yaklaştırabilir misiniz?
C: Hurri bağlantısını kontrol et.
S: (L) O bağlantıyı epeyce derin bir şekilde kontrol ettiğimi sanıyordum. Biraz daha okuyabilirim herhalde. Bir iddiaya göre Zurvanizm Zerdüşt’ün düalizmle ilgili bıraktığı başlıca sorunlardan bazılarını çözmeye yönelik bir girişimdi. İlahilerinden birinde Ahura Mazda ve Ahriman ikiz olarak tanımlanıyor ve bunu açıklamak için ikizlerin babası olarak mekan / zamanın mutlak tanrısı Zurvan’dan bahsediliyor. Durum bu mu gerçekten?
C: Hayır. Zurvan steplerin ve Hint-Avrupa halklarının kadim tanrısıydı.
S: (L) Tamam, burada bir makale var… Öyle görünüyor ki Zurvan sonsuz zaman ve mekanın tanrısı olarak algılanmış ve şöyle tanımlanmış: “Tek Olan, aşkın, nötr, tutkusuz bir tanrı.” Onun için iyilikle kötülük arasında bir ayrım yokmuş. Zurvan’ın değişik bir tarihi varmış… Anlamaya çalıştığım şeylerden biri Zurvan’ın aslan başlı tanrı olarak temsil edilmesi. Bir Alman mağarası olan Hohlenstein-Stadel’de bir aslan insan figürü vardı. Fildişinden oyulmuş ve tüm dünyada bilinen en eski hayvan heykeli ve tartışmasız olarak betimleme sanatının bilinen en eski örneği. Yaklaşık, hazır mısınız, 40 bin yıllık olduğu tespit edilmiş!! Heykelin bulunduğu katmandaki maddenin karbon tarihlemesi bu. Aurignasya kültürüyle ilişkilendirilmiş. Çakmak taşı bir bıçak kullanılarak mamut dişinden oyulmuş 29 cm boyunda bir heykel. Sol kolda 7 paralel, enine oyulmuş oluklar var. Zurvan şekli genellikle etrafına 7 kez dolanmış bir yılanla temsil ediliyor. Bu heykelin melez özellikler de gösteren Fransız mağara duvar resimleriyle bazı benzerlikleri olduğu söyleniyor. Aslan adam birkaç bin yıl daha eski. Neyse, bu heykel Zurvan temsili olarak tanımlanan aslan adam şekline çok benziyor gibi görünüyor. Sanırım sorum şu: Batı Avrupa’daki mağara sanatını üreten kültürler için ortak olan aynı dinden veya dini fikirlerden veya algılardan mı bahsediyoruz burada?
C: Evet
S: (L) O kadar uzak bir geçmişte sonsuz zaman ve mekan fikirlerine mi sahiplerdi?
C: Ve çok daha fazlası. “Bağlantılıydılar”.
S: (L) Zerdüşt yoluyla muhtemelen sapmış bir şekilde varlığını sürdüren bu öğreti yoluyla anlıyoruz ki o halde, Ari dini öncelikle en üst seviyede bulunan bir sonsuz zaman ve mekan ilkesine dayalıydı ve Zerdüşt’ün deyişiyle “iyi akıl” ve “kötü akıl” o en yüksek ilkeden doğuyordu, doğru mu?
C: Evet. BH ve KH düalitesi.
S: (L) Ve bu aynı din ya daha eski biçiminde ya da Zerdüşt’ün biçimlendirdiği haliyle özgür irade fikirlerinin kökeni miydi?
C: Evet
S: (L) Kurtarıcı tanrılar?
C: Evet
S: (L) Altı Cömert Ölümsüz veya diğer bir ifadeyle arketipler veya altıncı yoğunluk?
C: Evet
S: (L) Temelde bilgiyle ilgili bir dinmiş gibi görünüyor. Herşey bilgiden doğuyor ve çok ileri düzeyde bazı özellikleri de var. Bugünün fizikçilerinin konuştuğu şeylerden bahsediyorlarmış.
C: Evet
S: (L) Şimdiye kadar rastladığım dini yaklaşımlar arasında, bu bağlantı yoluyla aldığımız bilgilere en yakın şey.
C: Evet
S: (L) “Yakın” diyorum çünkü bariz bir şekilde bazı sapmalar falan var. Peki Zerdüşt gördüğü bir vizyon nedeniyle mi bu orijinal dini değiştirdi?
C: Fikirler zaten bozulmuştu ve Zerdüşt gerçeği tekrar ortaya çıkarmaya çalıştı.
S: (L) Yani inanç zaten yozlaşmıştı ve Zerdüşt de onu düzeltmeye çalıştı. Yaklaştı ama tam olarak başaramadı sanırım, doğru mu?
C: Evet
S: (L) Kadim dinin bozulduğu şeklinin örneği var mı?
C: Hint Vedaları ipuçları verecektir.
S: (L) Zerdüşt devaların şeytanlar olduğunu söylerken yanılmıyordu belki de. Devalar KH varlıkları gibi miydi?
C: Yakın
S: (L) 4KH gibi mi?
C: Evet
S: (L) Tamam. Sanırım bu konuda hakkında bilmek istediklerim bunlardı. Araştırmaya devam edeceğim. Şimdi konuyu değiştirelim: Kısa bir süre önce bazı konuklar ağırladık. Burada ayrıntıya girmek yerine FOTCM üyelerinin forumunda bunun bir kronolojisini yazacağım. Neyse, dört bayan vardı burada. Başlangıçta bir şeyin çok ciddi şekilde yanlış olduğu izlenimini edindik ama kimin ne yaptığını söylemek gerçekten çok zordu. Birkaç kaşıma testi ve çeşitli başka şeyler uygulayarak konuyla ilgili bir fikir edinebildik. Sorum şu: Kim kimi manipüle ediyordu emin değilim. Aequinox mu Anya’yı manipüle ediyordu yoksa tersi miydi?
C: Karşılıklı ama {Aequinox} kontrolün kendinde olduğunu düşündü.
S: (L) Burada gerçek patolojiden mi bahsediyoruz yoksa yalnızca bir zorluk yaşayan ruhlardan mı?
C: Anya’nınki genetik ama Aequinox’unki programlıydı.
S: (L) “Programlıydı” derken?
C: Lobaczewski’nin “karakteropatisi”.
S: (L) Yani George Simon’un “Character Disturbance” kitabında anlatılanlar Aequinox’un sorunlarını anlamamızı sağlar, öyle mi?
C: Evet
S: (L) Ama bana öyle geliyor ki o daha çok kuzu kılığında bir kurt.
C: Öyle.
S: (L) Ve fikrimi sorarsanız, Anya tamamen delirmiş.
C: Bu sadece bir fikir değil!!
S: (L) Diğer iki bayan, Naorma ve Breo bu olayda şoka uğradılar, çok deneyimsizdiler! Bu noktadan itibaren bu bireyler konusunda takınabileceğimiz en iyi tutumun ne olduğuna dair söyleyebileceğiniz birşey var mı?
C: Kişinin körlüğünün ve cehaletinin farkına varması çok sarsıcı olabilir ama ilüzyon ve delüzyon kabuğunun kırılmasıyla kişi ışığa doğabilir!
S: (L) “İlüzyon” ve “delüzyon” sözcüklerini kullandığınızı farkettim. Normal sözlük tanımlarımızdan ayrı olarak bu iki kelimenin farkı nedir?
C: İlüzyon çoğunlukla kişinin kendisi tarafından üretilir; delüzyon çoğunlukla dışarıdan uygulanır.
S: (L) Yani kendi kafanda fantaziler yaratıp onlara inanırsan ilüzyon içinde yaşıyorsun. Ama hayatın koşulları veya başka insanların dedikleri veya yaptıkları nedeniyle yanlış şeylere inanmaya programlanırsan, delüzyon içindesin. Sanırım bu sözlük tanımından biraz farklı. Kullandıkları farklı kelimelerle ilgili görüşlerini almak ilginç. Başka sorusu olan?
(Galatea) Benim bir sorum var. Bir keresinde dünyada öldükten sonra yeniden canlandırılmış 2 milyon insan olduğunu söylemişlerdi. Şu anda bu sayının daha yüksek olup olmadığını merak ediyordum?
C: Evet
S: (Galatea) Şu andaki rakam kaç?
C: Çok farklı değil.
S: (Galatea) 2,001,000 gibi birşey herhalde… Milyara ulaşmadılar yani.
(L) Evet. Peki kaç kişiye ihtiyacın var?
(Galatea) Evet.
(Pierre) Yeniden canlandırılan insanlardan bahsetmişken, Hillary Clinton’ın muhabirlerin önünde yaptığı o garip hareketi sormak istiyordum.
(L) Hafif bir felç falan mı geçiriyordu?
(Pierre) Ne oldu? Sebep neydi?
C: Beyin arızası.
S: (L) Sebep neydi?
C: Beyin hasarı. Yalancılığın bedeli.
S: (Galatea) Yani bir bakıma yalan söylemek…
(L) Beynini mahvediyor.
C: Evet
S: (Niall) Hastalık izni aldı ve iddiaya göre beyin ameliyatı oldu.
(Galatea) Elbette, ortalama bir insandan çok daha fazla yalan söylediğinden eminim.
(L) Gerçeği söyleme yeteneğine sahip olduğunu sanmıyorum onun. Bu örneğin psikopatik bireyler için bile geçerli mi? Eğer bir kişi patolojikse ve doğası itibariyle yalan söylüyorsa, bu o kişiye zarar verir mi?
C: Elbette. Yalan entropik ve kaotiktir.
S: (Chu) Bu Obama gibi bazı liderlerdeki değişiklikleri açıklıyor.
(PoB) Soros’un durumu iyi görünüyor. Tüm Rockefellerlar da.
(Pierre) Kissinger.
(Scottie) Kissinger’ın iyi durumda olduğunu sanmıyorum.
(L) Hayır. Yaşıyorlar ama yaşam kaliteleri nasıl? Bu şahısların yaşam kalitesi nedir?
C: Robotikler ve gerçek neşeyi deneyimleyemiyorlar.
S: (L) Pekala, gerçek neşeyi deneyimleyemediklerini söylüyorsunuz ama eminim epeyce zevk deneyimliyorlar. Arada bir fark var mı?
C: Elbette. Zevk fizyolojik kökenlidir, neşe ise ruhsaldır.
S: (Joe) Peki yalan olduğunu bildiği yalanları söyleyen insanlar, doğru olmadığı halde söylediklerine inananlardan daha kötü bir etki mi deneyimler?
(L) Yani bilinçli yalan söylemek bilinçsiz yalan söylemekten daha kötü mü?
C: Evet
S: (Joe) Ben de öyle düşünmüştüm. Hillary Clinton muhtemelen binlerce bilinçli yalan söylemiştir. Ve insanlar bunlara inanıyor. Niall’in Alan Foster Dulles’ten alıntıladığı ölüm döşeğindeki son söz gibi, “Rusya’ya dikkat edin!” [kahkaha]
(Pierre) Sınır çok net değil çünkü sanıyorum ki bazı insanlar bazı yalanlara inanmaya başlayabilirler ama sonra bu yalanlar o kadar yaygınlaşıyor ki, o insanlar için gerçek haline geliyor.
(Joe) Ve insanlar çok küçük bir yaştan itibaren yalanlarla programlanıyorlar…
C: Delüzyonlar.
S: (Galatea) Deli miyim bilmiyorum ama bazen diğer insanların niyetlerini veya düşüncelerini okuyabiliyorum veya hissedebiliyorum.
C: Hem de çok sık.
S: (Galatea) Bu diğer insanlar üzerinde nasıl bir etki yapıyor?
C: Işık.
S: (Galatea) Peki okuduğum şeye neden bu kadar güçlü reaksiyon gösteriyorum?
C: Işık yayımı.
S: (Galatea) Demek o yüzden çok güçlü reaksiyon gösteriyorum. Bu ne anlama geliyor?
C: Karanlık ışıktan nefret ediyor.
S: (Galatea) Yani birşey okuduğum zaman bu tıpkı gerçek gibi ışık yayıyor, ilüzyonu yok ediyor?
C: Evet
S: (Galatea) Vay be! Bu gerçekten ağır sorumluluk.
C: Evet
S: (Galatea) Bu konudaki sıkıntılarımı hafifletmenin bilmediğim hangi yolları olabilir?
C: Paylaş.
S: (Galatea) Tamam. Çok teşekkür ederim.
(L) Oo! Sormak istediğim birşey daha var. Kendileri için seçilen kristallerin hatalı olduğunu düşünen birkaç kişi var. Neden bazı insanlara giden kristallerde bu algılanan hataların olduğunu öğrenmek istiyorum?
C: Onlar “hata” değil. Bilgisayar çiplerinin ilkesine benzeyen, işlenmiş frekans değiştiriciler. Belirli bilgilerin yüklenip taşınabilmesi ve aktarılabilmesi için.
A: (Galatea) Yani herkesin bu kadar sığ ve yüzeysel olmayı bırakıp onları seven kristallerini sevmeleri gerekiyor!
(L) Dahası, bunun bir süs eşyası değil enerji aktaran bir araç olduğu gerçeğini anlamaları gerekiyor bence.
C: Evet
S: (Scottie) İlişkili bir soru sorabilir miyim? Birkaç kişi kristallerinin kırıldığını bildirdi ve bunu ilginç buldum. Bunu kötü birşey olarak görüyorlardı ve ben bu insanların kristallerinin neden kırıldığını merak ediyorum?
C: İhtiyaç duyulan ve aktarılan enerji ve alınan sinyal bir durum değişikliğine ve dolayısıyla da sistem değişikliği yanıtına neden oldu.
S: (Pierre) Yani kristal kırılarak adapte oluyor.
(L) Kristal birşey aktardı, bireyde bir durum değişikliği meydana geldi ve kristal bu yeni duruma adapte oldu, öyle mi?
C: Evet
S: (L) Öyleyse bu kötü bir işaret değil.
C: Hayır
S: (Chu) Öyleyse değiştirilmeleri de gerekmiyor?
C: Hayır
S: (Galatea) Demek aytaşım o yüzden kolyemden fırladı.
(L) Hm, çok ilginç.
(Scottie) Sanırım şahıslardan biri kristalini düşürmüş ama diğerleri ceplerinde falan taşırken kırılmış. Ve kristal durup dururken parçalanmaz herhalde, değil mi?
(L) Sanırım herkesin aklındaki sorular cevaplandı. Dünya hala berbat bir durumda ama bunu sormaktan gerçekten bıktım çünkü neler olduğunu, koşulların nereye doğru ilerlediğini biliyoruz.
(Galatea) Son bir soru: Sonunda hepimiz kristallerimizi alıp eşzamanlı şarkımızı söylediğimizde veya meditasyonumuzu yaptığımızda, kötü KH insanların yaydıkları kötü enerjilere karşı koruyabilecek mi bu bizi?
C: Bazıları için.
S: (L) Diğer bir deyişle dünyanın geri kalanı için birşey yapamayız ama kendimiz için birşeyler yapabiliriz.
(Galatea) Bunun anlamı bu mu?
C: Evet
S: (L) Pekala. Sanırım bu akşamlık…
C: Projeyi devam ettirin. Alıcılar hazır olur olmaz daha fazlası gelecek! Yardım yolda!!!!!! Hoşçakalın.
CELSE SONU
Orijinal celse metni: https://cassiopaea.org/forum/index.php?topic=42494.0
ÇEVİRİ İÇİN SEVGİLİ BOZADİ’YE TEŞEKKÜR EDERİZ…

Bir önceki android uygulaması -mobil oyunu olan Bilincimizi Olduğu Gibi Başkasına Aktarmak Mümkün Mü? bdosyasını ve bedava android uygulamasını , ve Bilincimizi Olduğu Gibi Başkasına Aktarmak Mümkün Mü? haber indirebilirsiniz.

Arananlar:

Yorum bırak

Önceki yazıyı okuyun:
Bilincimizi Olduğu Gibi Başkasına Aktarmak Mümkün Mü?

full android Türkçe hileli bedava free android tablet ve cep telefonu oyunları ve uygulamaları hakkında hile ve Bilincimizi Olduğu Gibi...

Kapat